Yeni Sayfa 1

Anasayfa   -   Web Sitemize Hoş geldiniz.    

cxvxcvxc

 

 ÜYELİK

Üye Adı: Beni Hatırla
Şifre: Yeni Üye / Şifremi Unuttum

 FAYDALI BİLGİLER


Yeni Sayfa 1

 

Genç Sanatçılar Kanatlarımın Altında - Ahmet Nuray - Güzel Sanatlar - Günlük Yaşam
 

Güzel sanatlarda eğitim almak istemiştim. Yeteneklerim yerine yaşam mücadelesinin gerektirdiği dalları tercih etmem gerekti diyen binlerce genç beyin gücüne yanıt. Korkunun ecele faydası yok derler bilirsiniz, örnek makale yazılarına tarafsız bilgilerin aktarımını sağlamak; asıl amacım olsun isterim. Öfke ile kalkan zarar görür demişler eskiler bilirsiniz. Birbirine ters düştüğünü söylemelerine rağmen bu iki atasözünün, aslında birbirini tamamlayan unsurları içerdiğini söylemeliyim. Yani öfke yerine sağlıklı bir şekilde salim kafayla konuları irdelemek gerekir. Yapılması gerekenler, hayat örneklerinde yaşanan gerçekleri bir süzgeçten geçirip en olumlu kararları aldıktan sonra tatbik etmek için pozitif düşünceli uygun ortamın gelişmesini beklemek ve varmak istenilen hedef doğrultusunda fırsatlar önümüze çıktığında, kendi öz benliğimizden ödül vermeden fırsatları değerlendirmek için adım atmamız gerekebilir?
Fırsatlar ne demek oluyor, hepimizin güzel yaşam boyunca karşımıza çıkan ideallerimiz doğrultusunda geçerli olan pozitif olaylar olsa gerek diyebilirim. Bir yaşam boyu olmak istediğimiz yerde olmaktan başka bir şey olmasa gerek. Kendi özümüze aykırı olan örnek konularda fırsat sayılabilir elbette.
Kendi öz varlığımıza hainlik yaparak elde edeceklerimiz, bizi anlık mutluluklara doğru taşıyabilir. Sonuç olarak, bir şeyleri kaybederek kazanmış olmak güzel başarı değildir diye düşünüyorum. Karakterimize, yeteneklerimize aykırı fırsatların doğru kabul edilmeyeceğini, aksine özünün kirleneceğinden kişilik bozukluğunun başlangıcı olacağını düşünüyorum, bu tür fırsatların adına al gülüm, ver gülüm derim. Ticari zihniyetin kişi karakterinin gelişimindeki rolü her zaman negatif yönde olmuştur. Mecburiyetlerin adına kader diyenlerden olmak yerine, kaderi arayanlardan olmayı; pozitif örnek düşünceleri uygulayanlardan olmayı isterim.
Gerçek güzel yaşam başarısı, özünden bir şeyler kaybetmeden kazanılandır.
Beni anlayacak kadar duygusal dünyanın insanları için yazmaya ve hissettiklerimi paylaşmaya devam edeceğim anlaşılan.
Genç yaşta hayatımızın en önemli kararlarını vermek durumunda kaldığımız lise sonrası eğitim için örnek olacak meslek seçmede atılacak son adım için, ebeveynlerin istediklerini düşünelim.
Yetiştirdikleri örnek niteliğe sahip çocukların hayatını, başkalarına muhtaç olmadan geçerli bir mesleğinin olmasını istemesinin sebeplerini düşünelim.
Yaşadığımız kapitalist sistemde yaratıcılığın para etmediğini bilen aile reislerinin, bizim için geçerli olmayan güzel sanat dallarının yerine para kazanabileceğimiz bir mesleğin olmasını istemesinin altında yatan mecburiyetleri göz ardı etmeden düşünelim isterim.
Anladığım kadarıyla genç yaşta, gelişim rüzgârlarının ılık dalgalarının anlamını haklı nedenlerden dolayı unutan zihniyetlerin, genç beyinlerin neleri mutlu edeceğini genç beyinleri anlamak isteyenlerden başka kimsenin anlamayacağını söyleyebilirliyim.
Bazı günlük makale satırlarında sizlere bahsettiğim gibi, bir zamanlar kanatlarımı söktüler. Ben buna rağmen ait olduğum gökyüzünde uçabilmek için, kanatlarımın tekrar büyümesini bekledim.
Kanatlarım biraz palazlandıktan sonra hemen ait olduğum pozitif felsefenin kaynağı güzel sanat dünyasına geri döndüm. Hani bir zamanlar bende genç beyin sahibiydim, konuya örnek makale niteliğindeki bilgilendirmeler olsun diye, kendi yaşam mücadelemden örnek vermek istedim. Biraz daha bu örneklemeye devam edebilirim isterseniz.
Amerika'da hem çalıştım, hem okula gittim.
Aile parası ile değil kendi alın terimle kazandığımla Amerika'ya gittim. Biraz para biriktirdiğimde hemen okula, eğitimime devam ettim. Zaman geldi parasızlık çektim, aç kaldım, eğitimime güçlükle devam ettim engelleyenlerde oldu. Gezel Sanatın mutluluk kavramından haberi bile olmayan kişilerin beni ideallerimden uzak tutmak için her türlü entrikalara yenik düştüğüm zaman dilimleri yaşadım. Duygu sömürüsü ile hayatımın olmazsa olmazlarından uzak kaldım. Ancak, ilk fırsatta sanatın vazgeçilmez cazibesine geri döndüm. Bir dünya insanı olarak, kendimi yetiştirmek adına, pozitif fikirlerimi geliştirmek gayesiyle hep okula gittim eğitildim, eğittim, binlerce öğrenci yetiştirdim. Şimdi olmam gereken yerde miyim bilemiyorum. Oysa dünya sanatçısı olduğumu sanıyorum. Sanata değer verilmeyen bu ülkede mutlu olmanın yollarını bulduysam, bana verilen sahte değer için değil, yapmak istediklerimi yapabileceğim ortamımı kendim yaratabileceğime emin olmamın rahatlığıdır beni mutlu eden. Bazıları daha yolun başında şaşırmış kalmış, başarısızlığının sebeplerini bir başka etkenin sebep olduğundan dem vurmaya devam ederler.
Hayret ettiğim konu kendi pozitif hayat mücadelemin zorlukları değil, Amerika'da öğretmenlik yaparken, geceleri hamburger masalarını siliyordum, aldığım maaş yetmiyordu, atölyemin masrafları için gelirimi arttırmam gerekiyordu. Yaşamın vazgeçilmez gerekli masraflarını karşılamaya yeterli gelirim olmadığından, herhangi bir şekilde üçüncü nitelikli işlerde çalışmak durumunda kaldığım zamanlar oldu. Sanatın gerekli olan malzemelerini temin etmek için ekstra iş olarak ne olursa yaptım. Pozitif olanı uyguladım ve düşüncelerimin olumlu tarafını uygulamanın gerekli olduğuna ininmıştım diyebilirim. Düşünce gücünü teşfik eden sanatın içinden ayrılmadan yaşamanın gerekliliğini yaptım. Dünya çapında güzel sergilerin altına imzamı atıncaya kadar zorlu bir yolda adımlarımın boyu kadar yol aldım. Yüreğimdeki sanat aşkı çağlayan şelaleler kadar coşkulu idi. Ben bu coşkuyu hâlâ sürdürebiliyorsam, aynı yolda yürüyen bazı benzerlerim gibi yarınları sürprizlerle dolu genç şahsiyetlerin karamsarlığına akıl erdirmeyi anlayamıyorum. Mücadeleden kaçan kişilerin gerçek sanat anlayışının olmadığını söylersem bana kızmazlar umarım. Evim varken atölyemde sabahladığım günlerin sayısı, günümüz gençlerinin yaşından fazla. Hâlâ aynı tempo ile yaşayıp, olumlu düşüncelerimi harakete geçirip mutlu olarak yaşıyorsam, tozlu, meşakkatli bir ortamın içinde emsallerimden fazla mutlu olabiliyorsam, senin, onun, onların yerine ben üzülüyorsam, basit yaşamımın içinde her gün pozitif sanatın türlü dallarında üretmeye devam edebiliyorsam her üretken beynin benimkinden daha başarılı hayata layık olduğunu hissedebiliyorsam demek istiyorum. Yeter ki zorluklardan dolayı karamsarlığa kapılmayalım, hep üretken olalım, üretime devam edelim.
Affınıza sığınarak Fırsat rüzgârlarını henüz yakalayamamış üretken gençlere seslenmek istiyorum. Her fırsatta elimizdeki kalemin tılsımlı gücünü kullanalım. Portre çizmek, güzel şiir yazmak, makale nitelikli küçük öyküler yazmak. Üretmeye niyetli bir genç beyin sahibi olarak, elbette bunları yapabileceğimiz coşkuyla yaşamak istiyorsak. Bir yerlerden bulacağımız bir çamur yığınına şekil verebiliriz, klasik olabilir, soyut olabilir fark etmez. Nalbur dükkânından alabileceğimiz bir kilo alçıya su karıştırıp, bir pet şişesine koyarak, sertleşince pet şişesini mutfaktaki bıçakla kesebiliriz, evde bulunan bir kaşıkla şekillendirebiliriz. Bunları yapamıyorsanız, sanatçı olarak güzel düşünceli fikirlerden uzak yaşamak istemenin anlamı ne? Tabi bu söylediklerim, sanatın olmazsa olmazlarını günlük yaşamak isteyenler için geçerli olsa gerek.
Saygılarım, sanat rüzgârlarında kanat çırparken gökyüzünün mavi özgürlüğünün kıymetini bilenler için olsun.

Ahmet Nuray canı kadar değer verdiği genç sanatçı adayları için yazdı.

İngilizceden yapılan çeviri hatalarını düzeltmek adına, tekrar yazılan pozitif yaşam ilie ilgili seyahatname makalesini okuyabilirsiniz.

Genç Sanatçı - Kanatlarımın Altında - Ahmet Nuray - Güzel Sanatlar - Üretken - Yaşam - Sanat

Bir zamanlar güzel sanatlar üzerine eğitim almak istemiştim. Yeteneklerimi geliştirmek için, yaşam mücadelesi gerektirdiği hayat tarzının bilinmeyen dallarında tecrübe kazanmayı tercih etmem gerekti diyen binlerce genç beyin gücüne yanıt olsun diye bunları yazıyorum. Hayatın cilvelerinden çekinmek gerektiği zamanlar elbette olabilir, her şeye rağmen korkunun ecele faydası yok derler bilirsiniz. Buna rağmen eskiler öfkeyle kalkan zarar görür demişler diye yeniliklere kendimizi kapatamayız. İki tezat fikrin birbirine ters düştüğünü zannetmemize rağmen, bu iki atasözünün aslında birbirini tamamlayan yardımcı unsurları içerdiğini rahatlıkla söylemeliyim. Her şeye rağmen öfke duyduğumuz zaman içinde bile olsa, sağlıklı bir şekilde salim kafayla konuları pozitif olumlamalarla irdelemek isteyebiliriz. Bu tür durumlarda yapılması gerekenler, güzel duygular içinde yaşanan gerçekleri bir süzgeçten geçirip en olumlu kararları aldıktan sonra; isteklerimizi tatbik etmek için uygun ortamın gelişmesini beklemeliyiz. Planlanan, varmak istenilen hedef doğrultusunda fırsatların önümüze çıktığında; kendi öz benliğimizden ödül vermeden; gelişmeleri değerlendirmek için kararlar almamız gerekebilir.
Bahsedilen pozitif fırsatlar ne demektir? Kişisel kader denilen, hepimizin yaşam boyunca karşımıza çıkan ideallerimiz doğrultusunda geçerli olan olaylar dilimindeki şans kapılarıdır. Bir yaşam boyu süren mücadele sonunda, güzel duygular içinde olmak istediğimiz yere yükselmekten başka bir şey olmasa gerek. Kendi özümüze aykırı olan konular dışında, bazı gelişmeler fırsat sayılabilir elbette. Ancak, kendi öz varlığımıza hainlik yaparak elde edeceklerimiz nemalar, bizi anlık mutluluklara doğru taşıyabilir ki; istediğimiz bu olmamalıdır. Sonuç olarak, özümüzden bir şeyler kaybederek kazanmış olmak; bizim için başarı değildir diye düşünüyorum. Karakterimize, yeteneklerimize ve öz benliğimize aykırı fırsatların doğru kabul edilmeyeceğini, aksine olarak özünün kirleneceğinden dolayı kişilik bozukluğunun başlangıcıyla karsı karşıya kalacağımızı düşünüyorum. Halk dilinde bu tür günlük fırsatların adına al gülüm, ver gülüm dediklerini biliriz elbette. Ticari zihniyetli kişi karakterinin gelişimindeki rolü her zaman negatif yönde gelişim göstermiştir. Özümüze uymadığı halde, İsteksizce yapılan olumsuz mecburiyetlerin adına kader diyenlerden olmak yerine; Bize yakışan pozitif kaderi arayanlardan olmayı isterim doğrusu.
Bana göre gerçek yaşam başarısı, özünden bir şeyler kaybetmeden kazanılan haklardır. Bu vesileyle bile olsa, beni anlayacak kadar duygusal dünyanın insanları için günlük yazmaya ve hissettiklerimi paylaşmaya devam edeceğim.

Bir an için düşününce, genç yaşta pozitif hayatımızın en önemli kararlarını vermek durumunda kaldığımız lise sonrasındaki eğitim için meslek seçmede atılacak son adımda ebeveynlerin istediklerini şeyle bir aklımızı başımıza alıp düşünelim isterseniz.
Canları kadar severek yetiştirdikleri çocukların hayatını başkalarına muhtaç olmadan, geçerli olabilecek mesleğinin olmasını istemesinin sebeplerini bir kez olsun düşünelim derim. İçinde ulunduğumuz günümüzdeki, zorlukla yaşadığımız kapitalist sistemde yaratıcılığın fazla para etmediğini bilen tüm aile reislerinin, bizim için geçerli olmayan güzel sanat dallarının yerine; para kazanabileceğimiz mesleğin düşünülür olmasını istemesinin altında yatan mecburiyetleri göz ardı etmeden düşünelim derim arkadaşlar. Genç olmama rağmen anladığım kadarıyla da olsa, genç yaşta gelişim rüzgârlarının ılık dalgalarının anlamını haklı nedenlerden dolayı unutan bazı yozlaşmış zihniyetlerin; genç beyinlerin neleri mutlu edeceğini anlamak isteyenlerden başka kimsenin anlamayacağını söylemek isterim.
Daha evvel yazdığım bazı günlük yaşam makale satırlarında sizlere bahsettiğim gibi, bir zamanlar acımasız hayatın maddeselleri benim de kanatlarımı söktüler, buna rağmen ait olduğum özgür düşünceli gökyüzünde uçabilmek maksadıyla; kanatlarımın tekrar büyümesini uzun zaman bekledim. Zaman içinde gelişip biraz palazlandıktan sonra hemen ait olduğum sanat dünyasına koşarcasına geri döndüm. Hani bir zamanlar bende genç beyin sahibiydim derken, konuya örnek olsun diye kendi pozitif yaşam mücadelemden örnek vermek istedim sanıyorum.

Biraz daha bu değişik örneklemeye felsefe açısından devam edebilirim isterseniz.
Amerika'da hem çalıştım, hem okula gittim. Aile parası ile değil de, kendi alın terimle kazandıklarımla Amerika'ya gittim. Biraz para biriktirdiğimde sanatsal yeteneklerimi geliştirmek için, sanat okulundaki eğitimime devam ettim. Bazı zamanlar geldi ki parasızlık çektim, aç kaldım diyebilirim, eğitimime güçlükle devam ettim yıllarda beni engelleyenlerde oldu. Sanatın mutluluk kavramından haberi bile olmayan düşüncesiz kişilerin beni ideallerimden uzak tutmak için her türlü entrikalara yenik düştüğüm zaman dilimleri yaşadım desem yalan olmaz sanırım. Yakın kişiler tarafından yapılan duygu sömürüsü ile hayatımın olmazsa olmazlarından olan güzel sanatlardan anlık zaman dilimlerinde uzak kaldım. Ancak, ilk fırsatta sanatın vazgeçilmez cazibesine ir şekilde geri döndüm.
Yeni bir dünya insanı olarak kendimi yetiştirmek adına hep okula gittim eğitildim, bazen de eğittim; öğrendiklerimi pekiştirirken binlerce öğrenci yetiştirdim. Seneler sonrasında, şimdi olmam gereken yerde miyim bilemiyorum. Oysa dünya sanatçısı olduğumu sanıyorum, evrensel fikirlerin günlük birleşme noktasında olmanın zamanla ilgisi olmadığını algılamak gerekir olmalı. Her şeye rağmen pozitif sanata yeteri kadar değer verilmeyen bu ülkede mutlu olmanın yollarını bulduysam, bana verilen geçici sahte değer için değil de; yapmak istediklerimi yapabileceğim ortamımı kendim yaratabileceğime emin olmamın rahatlığıdır beni mutlu eden diye düşünmeye başladım diyebilirim. Yakım ilişkiler içinde bulunduğum bazıları daha yolun başında şaşırmış kalmış olmalarına üzülüyorum, başarısızlığının sebeplerini bir başka etkenin sebep olduğundan dem vurmaya devam ederlerse bu kendi kararları olmalı.
Bu günlerde hayret ettiğim konu kendi hayat mücadelemin zorlukları bile değil.
Amerika'da öğretmenlik yaparken, geceleri hamburger masalarını siliyordum; aldığım maaş yetmiyordu. Atölyemin günlük masraflarını yeterince karşılamak için gelirimi arttırmam gerekiyordu. Günlük yaşamın vazgeçilmez gerekli masraflarını karşılamaya yeterli gelirim olmadığından herhangi bir şekilde üçüncü nitelikli işlerde çalışmak durumunda kaldığım zamanlar elbette çok oldu. Güzel sanatlar yolunda gerekli olan malzemelerini temin etmek için ekstra iş olarak ne olursa yaptım. Harika zamanlar geçirdiğimi düşündüğüm sanatın içinden ayrılmadan, yaşamanın gerekliliğini elimden geldiği kadarıyla yaptım sayılır. Dünya çapındaki heykel sergilerinin altına imzamı atıncaya kadar zorlu bir yolda adımlarımın boyu kadar başarabildiğim yolu aldım. Bütün zorluklara rağmen, yüreğimdeki sanat aşkının heyecanı; çağlayan şelaleleri seyre dalan çocuklar kadar coşkulu idi. Ben bu coşkuyu bu gün bile hâlâ sürdürebiliyorsam, aynı yolda yürüyen bazı benzerlerim gibi yarınları sürprizlerle dolu genç şahsiyetlerin karamsarlığına akıl erdirmeyi anlayamıyorum desem bana darılmazsını umarım. Niyetim kimseyi incitmek değil, pozitif düşünce gücü yardımıyla hayatın nedenlerini araştırmaya devam etmek istediğimi çok iyi biliyorum. Günlük yaşanması gereken mücadeleden kaçan bazı kişilerin, gerçek sanat anlayışının olmadığını düşündüğümü söylersem; bana sebepsiz yere kızmazlar umarım. Daha önce dediğim gibi, evim varken heykel atölyesinde sabahladığım günlerin sayısı günümüz gençlerinin yaşından fazla olduğunu biliyorum. Atmış yaşında olmama rağmen hâlâ aynı genç düşünceli temposuyla mutlu olarak yaşıyorsam, hayatın tozlu ve meşakkatli bir ortamın içinde emsallerimden fazla mutlu olabiliyorum sanıyorum. Buna rağmen, senin onun ve onların yerine ben üzülüyorsam; basit günlük yaşamımın içinde her gün sanatın türlü dallarında üretmeye devam edebiliyorsam her üretken beynin benimkinden daha başarılı hayata layık olduğunu hissedebiliyorsam daha ne isteyebilirim ki? Yeter ki zorluklardan dolayı karamsarlığa kapılmayalım, hep üretken olalım; üretime mutlu yaşam düşüncesi felsefesiyle devam edelim isterim elbette.
Bu gün için affınıza sığınarak, fırsat rüzgârlarını henüz yakalayamamış olan üretken fikirli pozitif düşünen gençlere seslenmek istiyorum.
Her fırsatta elimizdeki kalemin tılsımlı gücünü kullanalım ki, hayatın izlerini taşıyan anıları sonsuzlaştırabilelim. Ben Portre çizmek adına, bazense olumlu düşünceleri yansıtan şiir yazmak uğruna veya makale nitelikli küçük öyküler yazmak adına bile olsa kalemin gücünü göstermelisiniz. Üretmeye katkıda bulunmaya niyetli genç beyin sahibi olarak, elbette bunları yapabileceğimiz coşkuyla günlük yaşamak istiyorsak; yapılması gerekenleri ertelemeden zamanın hakkını vermek durumunda olmalıyız. Mesela bir yerlerden bulacağımız çamur yığınına bile şekil verebiliriz, klasik olabilir soyut olabilir fark etmez herhalde. Nalbur dükkânından alabileceğimiz bir kilo alçıya su karıştırıp ta, bir pet şişesine koyarak; sertleşince pet şişesini mutfaktaki bıçakla kesebiliriz. Her evde bulunan bir kaşıkla, taze alçı kütlesini şekillendirebiliriz sanırım. Bunları bile yapamıyorsanız, yapmıyorsak; sanatçı olarak yaşamak istemenin anlamı ne olabilir ki? Tabi iyi niyetle bile olsa bütün bu söylediklerim, sanatın olmazsa olmazlarını yaşamak düşüncesini uygulamak isteyenler için geçerli olması gerek diye düşünüyorum.
Sevdiğim tüm insanlığa olan saygılarım, sanat rüzgârlarında yarınların aydınlıklarına doğru kanat çırpanlar için; gökyüzünün mavi özgürlüğünün kıymetini bilenler için olsun isterim.
Ahmet Nuray canı kadar değer verdiği, tüm genç sanatçı adayları için yazdı.
Eleştiri yazarı: Ahmet Nuray
Kaynakça: Örnek makale arşivinden, Nuray ziyatetçi defteri köşe yazılarına cevap niteliğinde yazılan yazılara örnektir.



 

 
Yeni Sayfa 1
Bu sitedeki eserler ve yazıların tüm hakkı Heykeltıraş Ahmet Nuray'a aittir.

Kuantum Düşünce Tekniği - Yorumlar