Yeni Sayfa 1

Anasayfa   -   Web Sitemize Hoş geldiniz.    

cxvxcvxc

 

 ÜYELİK

Üye Adı: Beni Hatırla
Şifre: Yeni Üye / Şifremi Unuttum

 EĞİTİM VE AİLE


Yeni Sayfa 1


 

Kediler kedicik Kedi - Yavru Kedi - Bebek Kedi Minicik Yavru Hayvan Sevgisi
 

Ben Kedileri çok severim. Şimdi kiminiz ay onlar nankör ya, diyecek kiminizde Köpekler daha sadık diyeceksiniz.
Bende İnsanlar daha da nankör diyeceğim. Hem nankör hem yalancı, genellikle demek istedim elbette.

Hayvan sevgisi insanın negatif elektriğini alıyor neşelendiriyor güldürüyor ve arkandan dolaplar çevirmiyor. En saf en doğal halleriyle davranıyorlar insana. Kızıyorsa bunu açıkça belli ediyor saklamıyor seviyorsa da belli ediyor sevmiyorsa da. Ben bir dönem Sincap besledim. İlk karşılaştığı insanı tanımak için ısırırmış. Cidden de öyle yaptı dişi ile parmağımı deldi kanattı acısı bir hafta geçmedi sonra bir daha da hiç ısırmadı. Hayvanlar bile önce tanıyıp güven duymak istiyor. Sonra kendilerini sahiplerine bırakıyorlar tamamen.
Onu oynarken ya da yemek yerken seyretmek müthiş eğlence idi. Yemek yerken arka İki ayağı üzerinde durur ön iki ayağıyla ceviz ya da fındığı tutarak ağzına götürür kabuğundan ayırarak yerdi. En çok ona dondurma yedirmeme bayılırdı. Elime dondurmayı aldığım anda göğsüme çıkardı bende kaşıkla ağzına verirdim. O şahane boncuk, boncuk bakan kara gözleri ile bana çok güzel bakardı.

Bir ara adı Yılışık olan bir muhabbet kuşum vardı. Bana ne çay içirirdi ne de rahat, rahat bir şey yememe izin verirdi. Omzuma konar tam çayı ağzıma götürürken kafasını bardağımın içine sokup kendisi içmeye çalışırdı ya da elimde bir şey yiyeceğim, hemen pıtı, pıtı omzumdan elime iner, elimde ne varsa onu kemirirdi. Üstüm başım kırıntı içinde olurdu. Evin içinde omzumda Yılışık ile dolaşırdım. Bazen yan komşuya da o, omzumda geçerdim Bırakmazdı ki hiç peşimi ben nerede isem o da orada olmaktan hoşlanırdı. Tam adı gibi yılışıktı. Gözünüzde canlandırın; minicik yavru tuvalette, apartmanda, yan komsuda yapışmış gibi hep omzumda muhabbet kuşu. Ondan gizli ne bir yere gidebilir nede yemek yiyebilirdim hareket ettiğim an benden önce davranırdı. Birde rahat dursa bari kulağımı, boynumu, dudağımı, burnumu ısırıp dururdu. Kaç kere kanattı yara etti dudağımı minicik yavru çok sert öperdi kendisi. İşten eve gelince hemen onun yanına gider konuşur, elime alır öperdim (Hayvan Sevgisi). Sesimi duyduğu an, al beni diye kafeste çırpınır dururdu.
Bir tek yıkanmaktan hoşlanmazdı, bazı muhabbet kuşları yıkanmayı sever bizimki sevmiyor. Bende avucumun içinde yıkardım onu. Tüyleri ıslanınca çok komik oluyordu. Silkelendiğinde de ben komik oluyordum. Bütün sular yüzümde, gözlerimde, her yerimde. Birlikte komik olmak güzel bir duygu olmalı.

Günler, aylar birbirini kovaladı. Mutluluk günleri birbiri ardından eriyip, geçip gitti. Ayrılık vakti gelip çatmıştı. Hayatın acı tarafı yüzünü göstermiş, ölüm vakti kapıyı çalmıştı. Öldüğünü bana haber verdiklerinde iş yerindeydim. Verdiğim tepki yüzünden iş arkadaşlarım ailemden birini kaybettiğimi sanmışlar. Çok fazla üzülmüş, günlerce ağlamıştım. Bu yüzden bir daha kuş almadım eve.

Onu Çok seviyordum. Öldüğünde Annem kardeşime şimdi söylemeyin iş yerinde duramaz kalkar gelir demiş, kardeşimde eve gelene kadar yolda biraz sakinleşir o yüzden şimdi söyleyelim demiş Değişen bir şey olmadı eve gelip kafesine bakınca kıyameti kopardım. Görüntüde masumca uyuyor gibiydi ama sesimi duyunca beni al omzuna der gibi yattığı yerden kalkıp çırpınmadı hiç. Gizem ile birlikte, bahçemizde bol gözyaşlı bir mezar yapıp içine koyduktan sonra, muhabbet kuşumun sevgisini orada bırakıp evime çıktım. Uzun zaman onu düşündükçe içim acıdı.

Eski iş yerimde bahçeye bakan büyük bir balkon vardı. Bahçedeki kediler bu balkona çıkardı. İş arkadaşım Tülay da Allah tan benim gibi kedi seviyordu. Birlikte adını Yumoş koyduğumuz düzel kediye bakmaya başladık. Tüyleri yerlere kadar uzun çok güzel kedi idi. Bütün bir gün ofisin içinde dolanır, boş bulduğu sandalyeye kıvrılırdı. Karnı büyüyünce hamile olduğunu anladık. Birden fazla yavru kedi geldi gelecek beklemeye başladık.
Doğumu yaklaştığında yanımıza gelip kıvrıldı doğum saatini geldiğini o zaman anladık.
Hemen karnını ovmaya başladık. Bir süre sonra iki tane minicik yavru doğdu. Hem de parmak kadar minicik yavru. O anı görmenizi isterdim. Harika bir olaydı. Hayvan sevgisini bilmeyenlerin yaşaması gereken bir olay olduğunu söylemeliyim.

Minicik yavrulardan birinin adını (Çomçom), diğerinin Tombalak koyduk. Bütün gün ofiste yan gelip yatıyor, sürekli süt emiyor ya da uyuyorlar. Onlar daha küçücük, minicik yavru bebek. Anne Yumuş balkona hiçbir kedinin çıkmasına müsaade etmiyor. Kovalıyor onları. Sanıyor ki başka kediler yavrularına zarar verecek. Bir gün balkona çıkan başka bir kediyi bu gördü, yavrularının üzerinden bir fırladı, camdan dışarıya çıktı. Tabi bu hareketi yaptığında cam kapalı idi. Yabancı kedi korkup kaçmıştı ama hem cam kırılmış, hem o minicik patisi kesilmişti.

Yavru kediler üç ay sonra kocaman dev gibi oldular. Minicik yavruları İyi beslemişim, yeğenim gizem sırf onları görmek, sevmek için sabahları benimle işe geliyordu ama onların kocaman iri cüsselerini görünce de korkup kucağına alamıyordu. Şişko cüsseleri yüzünden, alsa bile taşıyamıyordu. Boynundan, sırtından tutup kaldırmaya çalışıyor, bakıyor çok ağır teyze ben oturayım sen kucağıma ver diyordu.
İki minicik yavruya ben yavru kedi diyorum da, cüsselerini görseniz yavru kedi demeye bin şahit ister. Kocaman görünseler de daha üç aylık bebek yavrular. Oyun oynamaya başladılar mı, gürültüden durulmuyordu. Sanki ofisin içinde at koşturuyor. Alt kattaki firma sahipleri ‘’ kedi değil at koşturuyor gibi gürültü çıkarıyorlar senin çocuklar ‘’ diyorlardı.

Tombalak kedicik duygusal, sessiz, sokulgan, sürekli ilgi bekleyen bir bey, Çomçom kedicik çok asil, ağır bir hanımefendi.
Asil olan Çomçom bir köşede uyurken, Tombalak bacaklarıma dolanır, sırnaşır patilerini yukarı doğru kaldırır kucak ister. Kucak istediğinde uyku saati gelmiştir demek oluyor. İlla ki kucağımda uyuyacak. O uyuyunca bende yerimden kımıldamıyorum uyanmasın diye. Böyle olunca da oturduğum yere esir olup kalıyorum o uyanana kadar. Ya da oturduğum sandalyenin arkasında uyuyacak. Yanlışlıkla sırtımı sandalyeye yaslayıp ezeceğim diye ödüm patlardı. Sandalyenin arkalığı ile sırtımın arasında uyurdu serseri kılıklı bebek kedi.

İnsan gibi yüzüme bakar, ne demek istiyorsa anlatırdı. Arkadaşlarım sen bize inanmıyorsun ama bu kedi sana âşık diyorlardı. Bütün gün tek yaptığı yüzümü seyretmek, omzumdan yaka şalı gibi sarkarak durmak ve kucağımda uyumak. Yâda ben tuvalette isem, kapıdan çıkmamı beklemek onun alışkanlığıydı. Yanımdan bir tek acıkınca kalkardı. Mutfak kapısına gider başlardı miyavlamamaya, eğer duymamışsam yanıma gelir bacağıma sürtünür dikkatimi kendine çeker ve tekrar mutfak kapısına giderek beni beklerdi. Hayvan sevgisi bu deyip geçmeyin, sevince tam sever.

Ona ne yaparsam yapayım hiç sesini çıkarmazdı hırpalaya, hırpalaya evire çevire mıncıklayarak severdim gık demezdi. Ben yeğenlerimi de öyle seviyorum ama onlar tepki veriyor ne de olsa insanoğlu.
Her sabah işe gelişimi bekler, merdivenleri çıkıp ofise benimle birlikte girer, her akşam ben araca binene kadar yanımda durur, ara sırada bindiğim aracın arkasından koşardı. Bir dönem mahallemizde beslediğim köpek vardı, oda aynını yapardı her sabah durağa kadar götürür ve bindiğim araç gözden kaybolunca geri dönerdi.

Kedime benden başkası yemek verse asla yemezdi. Ne kadar aç olursa olsun, bana olan sevgisi yüzünden asla başkasının verdiği bir şeye ağzını sürmezdi. İnanılır gibi değil ama gerçek hayvan sevgisi bu olsa gerek. Sadece ben ne verirsem onu yerdi. Bir gün Üç gün işe gidemedim. Benim işe geldiğim Kapıda akşama kadar aç susuz beklemiş. İş arkadaşlarım, apartmandaki komşular karşı binadaki ofistekiler aç susuz yerinden kımıldamadan seni bekledi diye anlatmıştılar. Beni gördüğünde ise resmen ağlamıştı. Asla gözümden gitmeyen bir sahne idi onun beni gördüğü an. Kedi görüntüsünde insan olmuştu benim sevgili tombalağım.

Bir gün Tombalağım rahatsızlandı. Tülay ile veterinere alıp götürdük. Muayeneden sonra veteriner ‘’ bağırsaklarında problem var, açıp bakmalıyız. Ameliyat edebilecek gibiyse edeceğiz, eğer bağırsakta incelme varsa uyuturuz’’ dedi. Uyuturuz anlamını geç anladım. Hemen gözyaşı musluklarım açıldı. O benim çocuğum gibi olmuştu. Böyle bir şeye evet diyemezdim. Yaşadığı kadar yaşamalıydı, ilaçla asla uyutulmamalıydı.

Bir takım ilaçlarını alarak ve Tülay la yıkılmış olarak işe geldik. Birkaç gün ruh gibi dolaştıktan sonra kendimi, sevgili kedimin düzeleceğine inandırdım. Ona hep sıvı şeyler veriyordum. İlaçlarına da dikkat ediyordum. Bu arada başka veterinere de götürdüm elbette. Sonuç aynı.

Aradan bir yıl geçti. Eskisi gibi koşup, zıplayamıyordu. Hatta yürümekte bile zorlanıyordu. Ama O koca haliyle hala omzumda yatmaya çalışıyordu.
Kuş gibi omzuma çıkıyor orda çömeliyor, sevgisini belli eden mırıltılarla uyuyor. Hafif öne doğru eğilsem düşecek. Kendini hala bebek kedi sanıyor.

İlaçlarını hiç ihmal etmediğim halde her geçen gün biraz daha hareketleri ağırlaşıyor sanki kendini taşıyamıyor gibi yürüyordu. Bir sabah işe geldiğimde beni kapıda beklemiyordu... Şaşılacak bir durum. Hem de çok şaşılacak bir durum mümkün olmayan bir şey.

‘’Tombalak’’ diye birkaç kez seslendim ortaya çıkmadı. Sesimi duysa yarış atı gibi koşup gelir bacaklarımın önünde fren yapar yüzüme bakarak patileriyle belime kadar uzanır kucak ister ya da bacaklarıma dolana, dolana benimle merdivenleri çıkardı. Bu sefer öyle olmadı.

Ofise çıktım orda da yok, kimsede görmemiş. Tekrar bahçeye inip aradım, seslendim. Yoktu.
İçimi bir huzursuzluk kapladı, sonra yerini korkuya bıraktı, sonrada telaş. Her yere baktım. Ofisin, bahçenin tüm çevresini dolaştım ama yoktu.

Onu bir daha hiç görmedim. Kaç kez, ona benzeyen güzel kedi gördüm mü arkasından o sanarak koştum seslendim onun sevgisi içimde, koca bebeğim artık yoktu. Hiç biri o değildi, sadece benziyordu. O hiç gelmedi bir daha,

Büyüklerin dediğine göre hayvanlar öleceklerini anlarmış ve sahipleri görüp üzülmesin diye uzaklara gidip orada ölürlermiş.

Tombalağımda öyle yaptı.

Ondan sonra da bir daha hiç hayvan beslemedim (Ne kuş, ne kedi, ne sincap) hatta elime alıp, bebek kedilerin resimlerinden bile sevmedim.
Yazan: Ayfer Can

 

 

 
Yeni Sayfa 1
Bu sitedeki eserler ve yazıların tüm hakkı Heykeltıraş Ahmet Nuray'a aittir.

Kuantum Düşünce Tekniği - Yorumlar